<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>




<rss version="2.0">

<channel>
<title>2009 2010 Öğretmenin Dünyası Forum. Yeni Tartışma Konuları</title>
<link>http://www.ogretmenindunyasi.com/</link>
<description>Öğretmene,forum,dosya,zümre,sınıf,öğretmenlerine,zümre,sınıf öğretmeni ,dosyalar,yazılılar,testler,branş öğretmeni,köşe yazıları,öğretmen paylaşım,incelemeler,belirli gün ve haftalar,sosyal kulüpler,performans proje test online test online test 4.sınıflar online test,5.sınıflar online test,Atatürk hakkında,bilmeceler,çocuk masalları,fıkralar,tekerlemeler,öğretmen paylaşım dünyası öğretmenin dünyası.</description>
<managingEditor>wWw.X-iWeb.Ru</managingEditor>
<webMaster>2009 2010 Öğretmenin Dünyası Forum. Yeni Tartışma Konuları</webMaster>
<language>ru-ru</language>

<item>

	<title> [ Matematik ]</title>

	<link>http://www.ogretmenindunyasi.com/forum/viewthread.php?forum_id=84&amp;thread_id=1298</link>

	<description>[size=12][b]2.sınıflar için Matematik dersi genel değerlendirme soruları.[/b][/size]</description>

	</item>

<item>

	<title> [ Güncel  Sohbetler ]</title>

	<link>http://www.ogretmenindunyasi.com/forum/viewthread.php?forum_id=34&amp;thread_id=1297</link>

	<description>Dil ve Edebiyat Derneği&amp;#39;nin &amp;quot;Türkçe savunucusu&amp;quot; Başkanı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem, bilgisayarlarda &amp;quot;F klavye&amp;quot;nin yaygınlaştırılması için kolları sıvadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
AK Parti, Türkçe yazmaya daha uygun olan F klavyenin yaygınlaştırılması için kolları sıvadı. İlk etapta okullardaki bilgisayarlar, F klavyeli hale getirilecek. Türkiye&amp;#39;de satış yapmak isteyen dizüstü bilgisayar firmalarına da F klavyeli imalat şartı konacak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bilgisayarlarda Türkçe yazmaya daha uygun olan F klavyenin yaygınlaştırılması için kolları sıvayan AK Parti yönetimi, işe &amp;quot;üretim noktası&amp;quot;ndan başladı. Vestel Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, Türk Dil Kurumu Başkanı Şükrü Haluk Akalın ve Vestel Genel Müdürü Timur Tuncer ile bir araya gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Dil ve Edebiyat Derneği Başkanı Ekrem Erdem F klavye için görüş alışverişinde bulundu. Ardından Vestel, Türk Dil Kurumu&amp;#39;nun desteğiyle tuşlardaki ifadelerin de Türkçe yazılı olduğu dizüstü bilgisayarlar için prototip F klavye yaptı. Konuya ilişkin çalışmaları hakkında bilgi veren Erdem, &amp;quot;Bu işin peşini bırakmayacağım. Q klavye Türkçe&amp;#39;ye ters, Q klavye ile yazmak daha zor. Çünkü Türkçe&amp;#39;de çok kullanılan harflerin yeri kıyıda köşede kalmış. Ancak, F klavye tam tersi; Türkçe&amp;#39;de çok kullanılan harfler hemen parmaklarımızın altında. F klavye ile yazı akıp gidiyor&amp;quot; diye konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
HEDEF KİTLE ÇOCUKLAR&lt;br /&gt;
&amp;quot;Q klavye ile yazma alışkanlığını değiştirmek biraz zor&amp;quot; diyen Erdem bu zorluğu bilgisayarla yeni tanışan çocuklar üzerine yoğunlaşarak aşacaklarını anlattı. &amp;quot;Okullardaki bilgisayar sınıflarındaki klavyelerin F klavyeye çevrilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı&amp;#39;mızla görüşeceğiz. Ardından bunu kamu kurumlarımıza yaygınlaştırmak için gayret göstereceğiz&amp;quot; dedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;#39;İSPANYA&amp;#39;DA İSPANYOLCA&amp;#39;&lt;br /&gt;
TÜRKİYE&amp;#39;de satış yapmak isteyen bilgisayar firmalarına, &amp;quot;Müşteriye sunacağınız seçenekler arasında mutlaka F klavyeli bilgisayar olmalı&amp;quot; şartı getirilmesi gerektiğini söyleyen Erdem, &amp;quot;Arap ülkelerinde klavyeler Arapça, İspanya&amp;#39;da İspanyolca, Türkiye&amp;#39;de de Türkçe olmalı&amp;quot; açıklaması yaptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
F klavye mi Q klavye mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
F klavye mi Q klavye mi tartışması yeniden alevlendi. Türk Dili&amp;#39;ne uygun klavye standardını belirlemek için İhsan Sıtkı Yener&amp;#39;in çabalarıyla yapılan bilimsel araştırmalar neticesinde 1955&amp;#39;te &amp;quot;Standart Türk Klavyesi&amp;quot; olarak onaylanan F klavyenin geleceği yine gündemde. Hükümet F klavyeyi yaygınlaştırmak için girişimlere başladı. Artık burada üretilen veya ithal edilen bilgisayarların F klavyeli alternatifi de satışa sunulmak zorunda olacak. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı, yeni neslin F klavyeye alışkın olarak yetişmesini sağlamak için projeler geliştirecek. Biz de uzmanlara sorduk...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hükümetin çabasını nasıl değerlendirmeliyiz? Gelecek nesil açısından teknoloji kullanımında rahatlık, kolaylık sağlar mı? Q klavyeye alışkın bireylerin hayatında bir değişiklik olur mu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Melih Bayram Dede / Yeni Şafak Teknoloji Editörü&lt;br /&gt;
&amp;quot;F klavyeye geçiş için önceki Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik döneminde önemi bir adım atılmıştı, ancak siyasi irade bunun arkasında duramadı/durmadı. Bakan Çelik&amp;#39;in yayınladığı bir genelgeyle, bakanlığa bağlı tüm birimlerde, Standart Türk Klavyesi (F klavye) kullanılacağı ifade edilmişti. Bu uygulanabilseydi, tüm eğitim kurumlarında F klavyeli eğitime geçilecekti. Bunun uygulanmadığı yetmezmiş gibi, öğretmenler için düzenlenen bilgisayar kampanyasında da F klavye tercihinin arkasında durulamadı. Aradan yıllar geçti ve bu konu çözümsüzlüğe doğru gitti. Şu andan sonra, HaberTürk.com&amp;#39;un duyurduğu bu F klavye hamlesi de bir süre konuşulur ve yine unutulur diye düşünüyorum. Q klavyeli bilgisayar ithal eden ve F klavyeli bilgisayar talebin için emek harcamaktan yana olmayan ve sadece çok kar etmeye odaklanmış bir bilgisayar sektörümüz varken, bunun hayata geçmesini, uygulanabilir görmüyorum. En iyi ihtimalle sadece okullarda kullanılan ve okul dışında geçerliliği olmayan bir klavye çeşidi olarak kalabilir F klavye. Umalım ben yanılayım.&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yurtsan Atakan / Akşam Gazetesi Teknoloji Editörü&lt;br /&gt;
Geç kalınmış olmasına rağmen çok yerinde ve doğru bir karar. Eğer somutlaşırsa AKP&amp;#39;nin sigara yasaklarıyla birlikte en doğru icraatlerinden biri olacak bu uygulama. Bir Türk standardı olan F klavyenin, uyduruk Türkçe Q klavyeye teslim edilmesinin nedeni bu konuda bir zorunlu standart konulmamasıydı. Yıllardır yazılarımda, TBMM&amp;#39;de Meclis Araştırma Komisyonu&amp;#39;nda savunduğumm bir şey bu. Katıldığım Meclis Araştırma Komisyonu çalışmalarından sonra bu yönde bir karar alınmıştı zaten, uyugulamaya geçmesi zaman aldı ama bu yolda nihayet somut bir adım atılmış olması çok sevindirici.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hep savunduğum gibi Türkçe F klavye aslında bir sembol. Önem verilmediği, korunulmadığı takdirde kendi standartlarımızı, kendi değerlerimizi ne kolay kaybedeceğimizin bir simgesi. Çünkü F klavye bir Türk araştırmacısı İhsan Yener&amp;#39;in araştırma geliştirme çalışmalarının ürünü olarak çıkmış ve bilgisayarların hayatımıza girmeye başladığı yıllara kadar yaygın kullanım alanı bulmuş bir standart. Ne zaman ki bilgisayar ithalatı başlamış, bilgisayar ithalatçıları daha fazla kâr etmek için klavye maliyetlerini artırmayacak uyduruk bir klavye dizilişi olan Q Türkçe klavyeyi icat etmişler ve Sanayi Bakanlığı&amp;#39;nın da göz yummasıyla millete bu uyduruk klavyeli bilgisayarları pompalamaya başlamışlar. Uyduruk Q klavye böylece yaygınlaşmış ve zamanla Türkçe yazmaya en uygun harf dizilişine sahip F klavyenin yerini almış.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu anda aynı tehlike bizi cep telefonlarında ve taşınabilir diğer komünikasyon araçlarında bekliyor. F klavyeyi sadece bilgisayarda zorunlu hale getirmek yetmez, klavyesini dokunmatik ekranında taşıyan cihazlar dahil tüm klavyeli elektronik aletlerde F klavye zorunlu standart haline getirilmeli. Şu anda Türkiye&amp;#39;de satılan bu tip cihazların klavyesi uyduruk Q Türkçe klavyeden de daha uyduruk. Türkçe karakterleri yazmak çeşitli cambazlıklar gerektiriyor. Böyle olunca da kullanıcılar mesaj yazarken Türkçe karakterleri kullanmaktan kaçıp, &amp;quot;ğ, İ, ı, ü, ş&amp;quot; gibi harfler yerine aksak karşılıkları olan &amp;quot;g, I, i, u, s&amp;quot; harflerini kullanıyorlar. Eğer Türkçe F klavye standardı zorunlu kılınmazsa yakın bir gelecekte Türkçe alfabemiz de tarih olacak, Türkçe harfler kullanılmaz olacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dünyanın çoğu ülkesinde Q klavye kullanılıyor yaygın olarak, F klavyeyi bırakıp Q kullanalım savunması da saçma. Aynı mantıkla bakacak olursak dünyanın çoğu ülkesinde de İngilizce konuşuluyor yaygın olarak, Türkçeyi bırakıp İngilizce konuşalım demekten farkı yok bu savununun.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Necla Dalan / Vatan Gazetesi Teknoloji Editörü&lt;br /&gt;
&amp;quot;Ben 20 senedir mesleğin içinde biri olarak zaten F klavye kullanıyorum. Yeni nesille karşılaştırıldığında farklı karşılanabilir ama ben F kalvye kullanılmasından yanayım. Yıllarca okullarda bize böyle öğretildi. Üniversitede de biz F klavye gördük. Ben laptop aldığım zaman sticker yapıştırmak zorunda kalıyorum. Çünkü Q klavyeye alışamadım bir türlü çünkü aldığım eğitim de onu gerektiriyor. Bence doğru bir karar. Milli Eğitim Bakanlığı&amp;#39;nın okullarda F klavyeyi yaygınlaştırması da bence çok mantıklı ve doğru bir karar. Belki Q ile başlamış olsam ben de Q&amp;#39;yu daah rahat kullanacağım ama ben 1989 yılı üniversite girişli olduğum için, o dönemde İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu&amp;#39;nda F klavye ile daktilo dersleri veriliyordu. İlk başladığım gazetede de daktilo vardı ve yine F klavyeydi. Gazeteler yavai yavaş otomasyona geçtikleri zaman da yine biz eskiden gelen gazeteciler olarak, ben hala gazetede F klavye kullanıyorum, F klavye kullandık. Çalıştığım bütün gazetelerde F klavye kullandım. Süreç ister istemez bizi F klavyeye yönlendirdi. Bakmadan F klavye kullanabilirim ama Q klavyede ise harflerin, noktalama işaretlerinin yeri hatta bazı durumlarda rakamların yerinin bile değişik olması işimi zorlaştırıyor. Kullanabilirim ama aynı şekilde hızlı ve verimli çalışma imkanı vermez bana.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yurtdışına çıktığın zaman zor oluyor ama yurtdışında her yerde Q klavye aynı değil. Ülkelere göre Q klavyedeki tuşlar da yer değiştiriyor. En son Barselona&amp;#39;da GSM Kongresi&amp;#39;ne gittim. 200 tane bilgisayarın olduğu basın odası vardı. Q klavye görünüyor ama Macaristan&amp;#39;ın, Polonya&amp;#39;nın klavyeleri ayrı. Hepsi Q olarak görünüyor ama ülke ülke değişiklikler var. Brüksel&amp;#39;de basın odasında da Q görünüyor ama ülke ülke işaret koyuyorlar. Bu açıdan bana göre çok büyük bir handikap değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gelecek nesil açısından objektif olmak gerekirse bir kolaylık sağlamaz. Dünyaya entegrasyona göre bakıyorsanız olaya, şimdiki çocuklar baştan Q klavyeyi öğrendikleri için onların Q ile devam etmesi çok daha mantıklı. Ama şirketler F klavyeyi kullanan insanları da düşünmeli. Ben sticker yapıştırmak zorunda kalmamalıyım. Yeni neslin ise gelecejk açısından bakarsanız Q klavyede kalmasını daha mantıklı buluyorum. Gelen cep telefonları Q klavyeye göre organize ediliyor. Şirketleri ikna etmeniz de çok zor, BlackBerry ve iPhone&amp;#39;a Türkçe&amp;#39;ye F klavye ile yap diyemezsin. Çojk büyük sayılar vermen lazım, garantisini vermediğin sürece bilgisayar üreticisine bunu çok yaptıramazsınız. Gelecek nesli düşünürsek Q klavye çocuklar için daha makul. F klavyeye alıştırcaklarsa da sonuşta onun teknik altyapısını oluşturmaları lazım. İthalatta sınırlama getirmeleri lazım, firmaları F klavye yapmaya ikna etmeleri lazım. Yurtdışı konusu önümüze geldiğinde de &amp;quot;Kaç Türk yurtdışında uzun vadeli kalabiliyor?&amp;quot; mantığını geliştirebilirler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aslında zor bir durum. Benim açımdan F klavyeli laptop almak iyi ama yeni nesil F klavye gördüğü zaman benim Q klavye gördüğüm zaman olduğu gibi kala kalıyor, nasıl kullanacağım diye zorlanıyorlar.&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sevan Nişanyan / Gazeteci - Yazar&lt;br /&gt;
&amp;quot;Cahil insanların boş hayalidir. Başarılı olması ihtimali çok zayıftır. Dünyadan haberi yok bunların. O yüzden böyle şeylerle oyalanıyorlar. Q klavye o kadar yerleşmiştir ki, uluslararası standartların o kadar getirdiği birşey ki, o kadar alışılmıştır ki, böyle birşeyin altından kalkamazlar. Kendilerini Microsoft&amp;#39;tan daha güçlü zannediyorlar. Hayal kuruyorlar. Olumlu bir gelişme olarak görmüyorum ama gerçekleşme ihtimali olmadığı için boş işlerle oyalanıyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
(Haberturk)</description>

	</item>

<item>

	<title> [ 2.Sınıf ]</title>

	<link>http://www.ogretmenindunyasi.com/forum/viewthread.php?forum_id=10&amp;thread_id=1296</link>

	<description>2.Sınıf Tüm dersler mart ayı çalışmaları</description>

	</item>

<item>

	<title> [ Matematik ]</title>

	<link>http://www.ogretmenindunyasi.com/forum/viewthread.php?forum_id=86&amp;thread_id=1295</link>

	<description>3.sınıf dört işlem problemleri</description>

	</item>

<item>

	<title> [ Matematik ]</title>

	<link>http://www.ogretmenindunyasi.com/forum/viewthread.php?forum_id=84&amp;thread_id=1294</link>

	<description>2.sınıf problemleri</description>

	</item>

<item>

	<title> [ İlkokuma ]</title>

	<link>http://www.ogretmenindunyasi.com/forum/viewthread.php?forum_id=81&amp;thread_id=1293</link>

	<description>1.sınıflar için birbirinden güzel tekerlemeler</description>

	</item>

<item>

	<title> [ Mart ]</title>

	<link>http://www.ogretmenindunyasi.com/forum/viewthread.php?forum_id=63&amp;thread_id=1292</link>

	<description>[size=16][b]KÜTÜPHANE HAFTASI[/b][/size]&lt;br /&gt;
( Mart ayının son Pazartesi günü başlar )&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[size=12]Kitabın yararlarının anlaşılması ve sayılarının çoğalması sonucu kitaplıklar oluştu. Kitaplıkların gelişmesi ile kütüphaneler meydana geldi. Herkesin yararlanması okuması, başvurması için kurulan, içinde kitaplar bulunan binaya kütüphane denir.&lt;br /&gt;
Millî Eğitim Bakanlığı, Mart ayının son pazartesi günü başlayan haftanın Kütüphane Haftası olarak değerlendirilmesini kararlaştırmıştır. Hafta süresince kütüphanenin önemi anlatılır. Kütüphaneciliğin sorunları kamu oyuna duyurulur. Halk, kütüphanelerin gelişmesi için bilinçlendirilir. Okullarımızda kütüphanenin yararlarından söz edilir. Kütüphanelerde uyulması gerekli kurallar öğretilir.&lt;br /&gt;
Kütüphaneler eski çağlardan beri insanlığın hizmetindedir. Eldeki bilgilere göre ilk kütüphane, Asurlular zamanında kurulmuştur. Osmanlı imparatorluğu döneminde de kitaba ve kütüphaneye önem verilirdi. O dönemden zamanımıza kadar gelen büyük kütüphaneler vardır.&lt;br /&gt;
Yurdumuzun belli başlı büyük kütüphaneleri şunlardır : İstanbul&amp;amp;#8217;da Süleymaniye ve Beyazıt Devlet Kütüphaneleri. Ankara&amp;#39;da Millî Kütüphane, Millet Meclisi Kütüphanesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kütüphaneleridir. Bunlardan Millî Kütüphane, 15 Nisan 1946 tarihinde kuruldu. Açılış tarihinde içinde iki kitap bulunan bu kütüphanemizde bugün 620 bin kitap vardır. Kütüphanelerimizdeki kitap sayısı yaklaşık 6 milyon kadardır.&lt;br /&gt;
Kütüphanelerde, kitapların korunması, kitapların sınıflandırılması ve okuyucuya kitap verilmesi için uzman memurlar bulunur. Bu memurlara kütüphaneci denir. Kütüphanecilik özel bir eğitimi ve öğretimi gerektiren bir meslektir. Bu amaçla üniversitelerimizde kütüphanecilik bölümleri açılmıştır. Bu bölümlerde öğrenimlerini tamamlayanlar kütüphanelerde görev yaparlar.&lt;br /&gt;
Yaşadığımız yüzyıl bilgi, ilerleme dönemidir. Kitaplar bilime giden yoldur. Çağımızın buluşlarını kitap, dergi gazete gibi yayın organlarından izleriz. Okuduğumuz kitaplar, dergiler, gazeteler bilgilerimizi artırır. Bizi dünyadaki gelişmelerden, değişmelerden haberdar eder. Kitaplar sevgili dostlarımızdır. Kitaplıklar, kütüphaneler kitapların bir arada bulunduğu yerlerdir.&lt;br /&gt;
Bulunduğumuz yerdeki kütüphanelerden yararlanalım. Kütüphanelerin zenginleşmesi için kitap armağan edelim. Kitapların korunduğu, yerleştirildiği kitaplığı, kütüphaneyi temiz tutalım. Okuma salonlarında kimseyi rahatsız etmeyelim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[b]KÜTÜPHANEDE UYULMASİ GEREKEN KURALLAR :[/b]&lt;br /&gt;
1. Kütüphaneye ayakkabılar paspasa silinerek girilmelidir.&lt;br /&gt;
2. Palto, pardösü, manto v. b. vestiyere bırakılmalıdır.&lt;br /&gt;
3. Kimlik, ilgili memura istemeden teslim edilmelidir.&lt;br /&gt;
4. Kütüphaneden alınacak kitabın nasıl aranacağı bilinmiyorsa ilgili memurlardan sorulmalıdır. Açıklamaları, dikkatle dinlemelidir.&lt;br /&gt;
5. İstenen kitap için fış doldurulmalıdır.&lt;br /&gt;
6. Yerimize oturup kitabın gelmesi beklenmelidir.&lt;br /&gt;
7. Okuma salonunda kimse rahatsız edilmemelidir.&lt;br /&gt;
8. Kitap sayfaları sessiz çevrilmelidir.&lt;br /&gt;
9. Kütüphane salonunda sessiz yürünmelidir.&lt;br /&gt;
10. Kitapların kapağı, sayfaları çizilmemeli, yırtılmamalıdır.&lt;br /&gt;
11. Kütüphanenin okuma salonunda hiçbir şekilde sigara içilmemelidir, sakız çiğnenmemelidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[b]OKUMA KİTAPLARIM[/b]&lt;br /&gt;
Bu yazıda ünlü ozanlarımızdan Z. Osman Saba &lt;br /&gt;
kitapları hakkında duygu ve düşüncelerini anlatıyor.&lt;br /&gt;
Sevgili okuma kitaplarım. O kitaplar aylara bölünmüştü. Kış aylarına düşen parçalarda kış resimleri vardı. Sonra, o resimler gittikçe değişirdi. Dallar, yavaş yavaş tomurcuklanır, ağaçlar çiçek açardı. Paltolu çocuklar, paltolarını çıkarmaya başlardı. O resimler böylelikle, bizlere de tatilin yaklaşmakta olduğunu hatırlatırdı.&lt;br /&gt;
Bazen kitapların son sayfasını açardım. Orada bir kelebek veya çiçekli dala konmuş bir kuş resmine dalar giderdim. Bu sayfalara ne zaman geleceğiz? Bu sayfaları okuyacağımız günlere ne zaman kavuşacağız, diye düşünür dururdum. Oysa daha okulda yılın yarısına bile ulaşmamıştık. Sınıfımızın camlarını sert yağmurlu kış rüzgarları sarsıyordu. Böyleyken ben kitaplardaki o resimlere baktıkça yaz tatilinin hayallerine kapılmaktan kendimi alamazdım.&lt;br /&gt;
Neler düşünürdüm neler ... Sınavların başlayacağı günleri düşlerdim. Okuma dersinden hiç korkulur mu? Güzel bir Mayıs günü, sınav odasına girecektim. Öğretmenim beni güler yüzle karşılayacaktı. Önüme çıkan parçayı okuyacaktım. Ben okurken dışardan kuşlar ötüşecek yeni yapraklanmış ağaçların sallandıkları görünecekti.&lt;br /&gt;
Bahar yemişlerini satan satıcıların sesleri, çağrışmaları duyulacaktı. Öğretmenlerim okuduğum parça ile ilgili sorular soracaklar, ben hemen cevapları verecektim. Sonra «yeter» diyecekler, sınav odasından uçar gibi çıkacaktım. Okuma kitaplarındaki son parçalara baktıkça bunları düşünürdüm.&lt;br /&gt;
Dost okuma kitaplarım. Onlarda neler yoktu? Kısa pantolonları diz kapakları örtecek şekilde biraz geçen saçları düzgünce taranmış güler yüzlü çocuk resimleri vardı. O kitaplarda temiz giyimli köylüler, babalar, analar vardı. Bu insanların güzel resimleriyle doluydu, okuma kitaplarım. Bu resimlerdeki insanlar güzel bir dünyanın insanlarıydı. Kötülük bilmezlerdi, iyilikten başka bir şey düşünmezlerdi.&lt;br /&gt;
«Bizim gibi olun, iyilikten başka bir şey düşünmeyin» derdi. &lt;br /&gt;
Bu unutamadığım eski okuma kitaplarından bugün bir tanesi bile yok. Onların şimdi hayalimdeki yapraklarım çevirirken yine de onları eskitmemek istiyorum. Onlardan ezberimde kalan parçaları yer yer okuyorum. Bu yüzden yangında yanmış kitaplar gibi sayfaların çoğu eksik.&lt;br /&gt;
Sevgili dost okuma kitaplarım, sizleri zamanla bu kadar özleyeceğimi hiç bilmezdim. Böyle olacağını bilseydim, birkaçınızı olsun öbür kitaplarımın yanında saklamaz olur muydum?&lt;br /&gt;
Ziya Osman SABA&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[b]KÜTÜPHANE[/b]&lt;br /&gt;
Bir yapıya konmayan taşları ben taş saymam &lt;br /&gt;
Kitaba eğilmeyen başları ben baş saymam &lt;br /&gt;
Okumadan yazmadan geçen ömrü yaş saymam. &lt;br /&gt;
        Çok okuyan çok bilir yarını parlak olur &lt;br /&gt;
        Okuyanın yarını alnı gibi ak olur. &lt;br /&gt;
Kitaplar geleceğin ışıklı bir yoludur &lt;br /&gt;
Kitaplar yükselişin kanadıdır koludur &lt;br /&gt;
Evrenden habersizdir kitapsız kalan insan.&lt;br /&gt;
        Çok okuyan çok bilir yarını parlak olur     &lt;br /&gt;
        Okuyanın yarını alnı gibi ak olur. &lt;br /&gt;
Çölde kalan yolcular bulutlara tas tutar &lt;br /&gt;
Bilimle beslenmeyen inanışlar pas tutar &lt;br /&gt;
Yavrusu okumayan uluslar yas tutar.&lt;br /&gt;
        Çok okuyan çok bilir yarını parlak olur  &lt;br /&gt;
        Okuyanın yarını alnı gibi ak olur.&lt;br /&gt;
Hasan TURAN		&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[b]GÜZEL SÖZLER[/b]	Bilgin unutmuş, kitap unutmamış.&lt;br /&gt;
	Günümüzün gerçek üniversitesi zengin kütüphanelerdir.&lt;br /&gt;
	Parayı kasa, bilgileri kütüphane saklar.[/size]</description>

	</item>

<item>

	<title> [ Mart ]</title>

	<link>http://www.ogretmenindunyasi.com/forum/viewthread.php?forum_id=63&amp;thread_id=1291</link>

	<description>[b][size=16]YEŞİLAY HAFTASI&lt;br /&gt;
( 1   7 Mart )[/size][/b]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[size=12]Yurdumuzda alkollü içki ve uyuşturucu madde kullanmaya karşı olanlar 5 Mart 1920 tarihinde Hilâli Ahdar Derneğini kurdular. Hilâl &amp;amp;#8211; ay , ahdar &amp;amp;#8211; yeşil anlamındadır. Hilâli Ahdar, daha sonra Yeşilay adını aldı. Yeşilay Derneğinin kuruluş tarihini içine alan 1 &amp;amp;#8211; 7 Mart arası ülkemizde Yeşilay Haftası olarak kutlanır. Yeşilay Haftasında alkollü içkilerin, uyuşturucuların topluma, aileye, bireye zararları anlatılır.&lt;br /&gt;
Uyuşturucu denilince esrar, afyon, kokain, LSD gibi uyuşturma özelliği olan maddeler akla gelir. Alkollü içkiler ise içildiğinde insanı sarhoş eden her tür içkilerdir. Alkollü içki veya uyuşturucu alanlar önce rahatlık, baş dönmesi duyar, sonra sarhoş olurlar. Sarhoşlar doğru düşünüp doğru karar veremezler. Kolay suç işlerler, içkili iken araç sürenler taşıt kazalarına neden olurlar. Alkollü içkiler, uyuşturucular insanda zamanla alışkanlık yaratır. Alkol almayı alışkanlık haline getirenlere alkolik denir. Alkolikler kazançlarını içkiye verirler. Çevrelerini rahatsız ederler. Bu yüzden alkolikler toplum içinde sevilmezler, sayılmazlar. İçki ve uyuşturucu kullanımı aile düzenini bozar.&lt;br /&gt;
Uyuşturucu ve alkollü içkiler sağlığa da zararlıdır. Vücudumuzda önemli görevler yapan beyin, mide, kalp, akciğer gibi organlar içki ve uyuşturucudan etkilenir. Ülser, siroz, felç gibi hastalıkların nedeni uyuşturucu ve alkollü içkilerdir.&lt;br /&gt;
Sigara : Toplumumuzda kullanımı yaygın olan bir keyif maddesidir. Sigara iştahı keser, sindirimi güçleştirir, dişleri sarartır, ülsere sebep olur. Akciğerde bronşları doldurur, öksürmeye yol açar. Sigaranın kansere de neden olduğu ileri sürülüyor.&lt;br /&gt;
Ülkemizde uyuşturucu maddelerin yapımı, satışı, kullanılması, taşınması, bulundurulması yasaktır. Bu yasağa uymayanlar suç işlemiş olur. Suç işleyenlere ağır hapis cezaları uygulanır.&lt;br /&gt;
Uyuşturucu maddelerin bir bölümü ilaç yapımında kullanılır. Bu amaçla bazı uyuşturucu maddelerin hükümet belirli koşullarla izin verir.&lt;br /&gt;
Topluma, aileye, bireye zararlı olan içki ve uyuşturucuların kullanımını eğitim yoluyla engellemek için kurulan Yeşilay Derneği&amp;#39;nin simgesi; beyaz üstünde yeşil bir aydır. Yeşilay Derneği Genel Merkezi, Yeşilay adlı aylık bir dergi yayınlıyor. Bu dergi düzenli olarak alkollü içkilerin, uyuşturucuların, sigaranın topluma ve sağlığa olan zararlarıyla ilgili yayın yapıyor.&lt;br /&gt;
Yeşilay Haftası boyunca öğrendiklerimizi yaşam boyu uygulayalım. Kötülüklerin anası olan uyuşturucu ve alkollü içkilerden uzak duralım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
KONUŞMA&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sevgili Arkadaşlar!&lt;br /&gt;
Alkollü içki, sigara ve uyuşturucunun zararlı olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Ama ne yazık ki insanlar yine de, bilinçsiz bir şekilde bunları tüketirler. 5 Mart 1920 tarihinde Hilâl-i Ahdar Derneği kurulmuştur. Hilâl ay, Ahdar yeşil anlamına gelmektedir. Hilâl-i Ahdar Derneği daha sonra Yeşilay adını almıştır. Bu derneğin amacı, alkollü içki, sigara ve uyuşturucunun zararlarını topluma anlatmak ve bunları içenleri vazgeçirmektir.&lt;br /&gt;
Uyuşturucu denince akla esrar, eroin ve kokain gibi maddeler gelmektedir. Ülkemizde bu maddelerin kullanılması ve satılması yasaktır. Bu yasağa uymayanlara ağır hapis cezaları verilir. Uyuşturucu madde insanı uyuşturur ve bağımlılık yaratır. Sağlıklı bir insanın bu maddelere yaklaşması düşünülemez. Uyuşturucu madde kullanımının sonu ölümdür. Sapık ilişkiler ve bu ilişkilerden kaynaklanan suçları genelde uyuşturucu kullanan insanlar işlemektedir.&lt;br /&gt;
İçildiğinde insanı sarhoş eden maddelere alkollü içkiler diyoruz. Sarhoş olan insan kolayca suç işler. Trafik kazalarının büyük bir bölümü, içkili araç kullanmaktan ileri gelmektedir. İçki içen insanların aile hayatları da yok gibidir. Eşlerini ve çocuklarını döven insanların büyük bir bölümü, içki içip sarhoş olan insanlardır. Sarhoş insanlar, çevrelerini de rahatsız ederler. Beyin, kalp, mide ve akciğer gibi organlar içkiden etkilenir. Ülser, felç ve siroz gibi hastalıklara ise içki sebep olur.&lt;br /&gt;
Bir başka zararlı da sigaradır. Ne yazık ki sigara, toplumumuzda yaygın olarak içilen bir maddedir. İştahı kesip akciğerlerimizde büyük tahribata sebep olur. Sigara içen insanlar, ömürlerinin önemli bir bölümünü bu canavarın eline teslim etmiş olurlar. Sigaranın kansere olduğunu herkes bilir.&lt;br /&gt;
Bütün kötülüklerin anası olan uyuşturucu, alkollü içki ve sigaradan uzak, sağlıklı bir ömür geçirmenizi diliyorum...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
YEŞİLAY HAFTASI&lt;br /&gt;
Yeşil temiz bir hilal &lt;br /&gt;
Yepyeni doğmuş gibi. &lt;br /&gt;
Ak bir bayrak üstüne &lt;br /&gt;
Gelip de konmuş gibi.&lt;br /&gt;
     Bu bayrağın vatanı,&lt;br /&gt;
     İnananların kalbi,&lt;br /&gt;
     Yeşilay&amp;amp;#8217;ın altında&lt;br /&gt;
     Hepsi kaynaşmış gibi. &lt;br /&gt;
İçkinin baş düşmanı, &lt;br /&gt;
Bu yeşilaycılardır. &lt;br /&gt;
Savaşları durmadan, &lt;br /&gt;
Sürüp gider yıllardır.&lt;br /&gt;
İ. Hakkı TALAS	SAĞLIĞA ZARAR&lt;br /&gt;
Sigara, içki ve kumar,&lt;br /&gt;
Hepsi sağlığa zarar.&lt;br /&gt;
Kendini, keseni düşün,&lt;br /&gt;
İnsan canına mı kıyar?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eroin, kokain, esrar&lt;br /&gt;
Gençliğini tüm yıkar.&lt;br /&gt;
Aileni, kendini düşün,&lt;br /&gt;
İnsan bir kez doğar.&lt;br /&gt;
Kazım SAYMALI	YEŞİLAY&lt;br /&gt;
Düşmanların içinde&lt;br /&gt;
İçki en korkunç düşman!&lt;br /&gt;
Bin dokuz yüz yirmide&lt;br /&gt;
Yeşilay Derneğini&lt;br /&gt;
Kurmuştur Mazhar Osman.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zehir tezce öldürür,&lt;br /&gt;
İçkiler yavaş yavaş.&lt;br /&gt;
Kimi zehir öldürür,&lt;br /&gt;
Kimi, gözden döker yaş.&lt;br /&gt;
Sofranda tek içkiye&lt;br /&gt;
Yer ayırma arkadaş!&lt;br /&gt;
M.Necati ÖNGAY	YEŞİLAY&lt;br /&gt;
GENÇLİK MARŞI&lt;br /&gt;
Bir zamanlar gelecek,&lt;br /&gt;
Göğsümüz kabaracak,&lt;br /&gt;
Acunda dalgalansın,&lt;br /&gt;
Yeşil aylı bir bayrak.&lt;br /&gt;
        Bu bayrağın altında,&lt;br /&gt;
        Bil rahat yaşanacak.&lt;br /&gt;
        Bayrağın dalgalanıp,&lt;br /&gt;
        Göğsünde kabaracak.&lt;br /&gt;
Arkadaş varlığını,&lt;br /&gt;
İki şey doldurmalı.&lt;br /&gt;
Bunlar; vatan sevgisi,&lt;br /&gt;
Ülkü bağı olmalı.&lt;br /&gt;
F.Fuat ÇELEN&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
YEŞİLAY&lt;br /&gt;
Yeşil bir ay bembeyaz,&lt;br /&gt;
Bayrağının tek süsü,&lt;br /&gt;
Sağlığımız, canımız,&lt;br /&gt;
Yeşilay&amp;amp;#8217;ın ülküsü.&lt;br /&gt;
          Korumaya çalışır,&lt;br /&gt;
          Yurttaşları içkiden,&lt;br /&gt;
          İnsanlıktan sıyrılır,&lt;br /&gt;
          Çünkü sarhoş bir beden.&lt;br /&gt;
Vatanını sevenler,&lt;br /&gt;
Korumalı milleti.&lt;br /&gt;
Ocakları söndüren,&lt;br /&gt;
İçki, kumar illeti.&lt;br /&gt;
İ.Hakkı TALAS	ALKOL&lt;br /&gt;
	Çekmediğim kalmadı alkol yüzünden;&lt;br /&gt;
Ne bir yuva kurabildim mesut,&lt;br /&gt;
Ne çocuklarım etti rahat.&lt;br /&gt;
Evimde düzensizlik alkol yüzünden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Belimin bükülmesi bu yaşta,&lt;br /&gt;
Saçımın ağarması,&lt;br /&gt;
Ve titrek ellerim alkol yüzünden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Benzimde kan kalmadı,&lt;br /&gt;
Ağzımda tat,&lt;br /&gt;
Hayatım berbat,&lt;br /&gt;
İşlerim bozuk, alkol yüzünden.	Ne doyurucu bir iş tuttum,&lt;br /&gt;
Ne yükseldim mesleğimde.&lt;br /&gt;
Her yerden kovulmuşum,&lt;br /&gt;
Herkesle kırgınım, alkol yüzünden.&lt;br /&gt;
...&lt;br /&gt;
Cinnet geçiriyor insan,&lt;br /&gt;
Durup dururken.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayaletler uçuşuyor boşlukta,&lt;br /&gt;
Korkunç şeytan tırnakları boğazımda,&lt;br /&gt;
Cadılar kanımı emiyor.&lt;br /&gt;
Cadılar, hayaletler, alkol yüzünden.&lt;br /&gt;
A.İhsan İLHAN&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[b]GÜZEL SÖZLER[/b]	İçki güldürür, süründürür, öldürür.&lt;br /&gt;
	İçki sağlığın düşmanıdır.&lt;br /&gt;
	İçki kötülükler doğurur.&lt;br /&gt;
	İçki aile bütçesini eritir.&lt;br /&gt;
	İçki sinir ve sindirim sistemlerini bozar.&lt;br /&gt;
	Sigara kanserle kardeştir.&lt;br /&gt;
	Akıllı adamların tek içkisi sudur.&lt;br /&gt;
	İçki bütün kötülüklerin anasıdır.&lt;br /&gt;
	İçki öldürür, kumar söndürür, spor güldürür.&lt;br /&gt;
	İçki insanı sefalete, rezalete hatta cinayete sürükler.&lt;br /&gt;
	Alkol, veremin en yakın dostudur.&lt;br /&gt;
	Alkol kapıdan girerse, mutluluk pencereden çıkar.&lt;br /&gt;
	Toplumdaki pek çok facianın sorumlusu içkidir.&lt;br /&gt;
	Alkol almak, gönüllü çılgınlıktır.&lt;br /&gt;
	İçkinin girdiği yerden akıl, ahlâk ve utanma kaçar.&lt;br /&gt;
	[/size]</description>

	</item>

<item>

	<title> [ Mart ]</title>

	<link>http://www.ogretmenindunyasi.com/forum/viewthread.php?forum_id=63&amp;thread_id=1290</link>

	<description>[b][size=16]ORMAN HAFTASI&lt;br /&gt;
( 21  26  Mart )[/size][/b]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[size=12]Orman; hayvanların barındığı, çeşitli bitkilerin bulunduğu sık ağaç topluluklarıdır. Ormanda büyük ağaçlar, ağaççıklar, mantarlar, otlar, yüzlerce, binlerce bitki bir arada bulunur. Çam, sedir, köknar, ladin, ardıç, meşe, dişbudak, kayın, gürgen belli başlı orman ağaçlarıdır. Ağaçlar ya kendiliğinden yetişir, ya da insanların ormana diktiği fidanlardan oluşur. Ormanın küçüğüne, ağaçların seyrek olduğu yerlere koru denir.&lt;br /&gt;
Eskiden yeryüzünün büyük bir bölümü ormanlarla kaplıydı. insanların bilgisizlikleri nedeniyle yok edilen ormanların yerini bozkırlar, çoraklaşan topraklar, çöller aldı.&lt;br /&gt;
İnsanlar her zaman ağaca ve ağaçtan yapılan çeşitli araç ve gereçlere gereksinme duymuşlardır. Ormanlar, ağaçlar, toprağın nemli kalmasını sağlar. Toprak kaymasını (erozyonu) önler, selleri durdurur. Ormanlar yörenin iklimim etkiler, yağmur yağmasını sağlar. Çok sıcakları, şiddetli soğukları önler. Ormanlar aynı zamanda av hayvanlarının barınağıdır.&lt;br /&gt;
Ormanlar bir ülkenin doğal güzellik ve zenginlik kaynağıdır. Öte yandan kullandığımız araç ve gereçlerin çoğu ağaçlardan yapılır. Evimiz, önümüzdeki masa, oturduğumuz sandalye, elimizdeki kalem, defterimiz, yaktığımız odun hep ağaç ürünleridir. Ayrıca ağaçlar endüstrinin birçok kollarında, boya sanayiinde, ilaç yapımında kullanılır.&lt;br /&gt;
Bize bu kadar yarar sağlayan, ülke ekonomisinde önemli yeri olan ormanları korumalıyız. Ağaç dikip, yeni ormanlar yetiştirilmesine yardımcı olmalıyız. Ormanlara en büyük zarar insanlardan gelir, insanlar orman işletmelerinden izin almadan, çıra yapmak, reçine çıkarmak için ağaçları yaralarlar. Tarla açmak, yerleşim yeri kurmak, hayvanlara otlak yeri açmak için ormanları yok ederler.&lt;br /&gt;
Ateşin söndürülmeden bırakılması sigaranın söndürülmeden atılması, koskoca bir orman alanının yanıp kül olmasına neden olur. Yanan ormanın yerine yenisinin yetiştirilmesine bir insanın ömrü yetmez.&lt;br /&gt;
Zararlı böcekler, kemirici hayvanlar, özellikle keçiler, ağacın yeni süren dal ve yapraklarını yiyerek ormanlara zarar verirler. Ormanlara zarar vermek, ceza yasalarımıza göre suçtur. Orman suçları bağışlanmaz suçlardandır.&lt;br /&gt;
Ülkemizde ormanların korunması, ağaçlandırma işleri cumhuriyet yönetiminin ilanından sonra ele alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı kuruldu. Her ilde valiler başkanlığında orman yetiştirilmesi için bir kurul vardır. Bu kurul yörede ormanların korunması ve yeni ormanlar yetiştirilmesi için kararlar alır ve uygular. Her yıl Mart ayı içinde bir haftayı Orman Haftası olarak duyurur. Haftanın bir günü Ağaç Bayramı olarak kutlanır. Uygun alanlar ağaçlandırılır. Yeni ormanların yetiştirilmesi için çalışmalar yapılır.&lt;br /&gt;
Ormanların korunması, çevremizin ağaçlandırılması hem yurdumuzun, hem de dünyamızın önemli bir sorunudur. Bu nedenle 27 Mart. Dünya Orman Günü olarak her yıl kutlanmaktadır.&lt;br /&gt;
Bizler de çevremizdeki ağaçların dallarım kırmayanın, fidanları sarsmayalım. Ağaçları zararlı hayvanlardan koruyalım. Yeni fidanlar dikelim. Bu etkinliklerimizi yaşam boyu sürdürelim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
AĞAÇ DİYOR Kİ&lt;br /&gt;
Ben küçücük bir ağacı	 &lt;br /&gt;
Yurdumun bir bahçesinde&lt;br /&gt;
Topraklar tüterken gölgem         Dallar da çiçeklensin de.&lt;br /&gt;
          Her şeyimle yararlıyım, &lt;br /&gt;
          İnsanoğluna dünyada, &lt;br /&gt;
          Çiçeğim, yaprağım, gölgem &lt;br /&gt;
          İri dallı zerdalimle.&lt;br /&gt;
Kuşlar mutlu şarkısını&lt;br /&gt;
Hep dalımda söylerler, &lt;br /&gt;
Şen arılar vızır vızır,&lt;br /&gt;
Kokuma koşup gelirler.&lt;br /&gt;
          Sakın sakın dalımızı,&lt;br /&gt;
          Çocuklar çekip kırmayın.&lt;br /&gt;
          Çakınızla gövdemizde&lt;br /&gt;
          Derin yaralar açmayın.&lt;br /&gt;
Halim YAĞCIOĞLU	ORMAN&lt;br /&gt;
Sen insansın, o ağaçtır,&lt;br /&gt;
Suya, ışığa, sevgiye&lt;br /&gt;
Bir insan kadar muhtaçtır;&lt;br /&gt;
Ağaçların şehri orman.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onu ne yak, ne sök, ne kır. &lt;br /&gt;
Bir dal kopardığın zaman.&lt;br /&gt;
Gizli bir sesle hıçkır.. &lt;br /&gt;
Her orman yurda bir ordu &lt;br /&gt;
Ormanı iyi koru..&lt;br /&gt;
Hüseyin KALABA	AĞAÇ SEVGÎSÎ&lt;br /&gt;
Kucak açarsın herkese &lt;br /&gt;
Bu dost, şu düşman demeden &lt;br /&gt;
İyilik yaparsın herkese &lt;br /&gt;
Bir karşılık beklemeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Güzel yurdumun süsüsün &lt;br /&gt;
Bulutlara dal uzatan &lt;br /&gt;
Kuru, yeşil örtüsüsün &lt;br /&gt;
Gölge veren, dal uzatan,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne kadar çok çeşidin var &lt;br /&gt;
Elma, armut, meşe, kavak &lt;br /&gt;
Tatsız geçer sensiz bahar &lt;br /&gt;
Sensiz toprak olur kurak.&lt;br /&gt;
M. Necati ÖNGAY&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ORMAN&lt;br /&gt;
Kestane, gürgen, palamut&lt;br /&gt;
Altı yaprak, üstü bulut.&lt;br /&gt;
Gel burda sen, derdi unut.&lt;br /&gt;
Orman ne iyi, ne iyi,&lt;br /&gt;
Aman ne iyi, ne iyi !&lt;br /&gt;
          Dallar kol kola görünür,&lt;br /&gt;
          Yaprak yaprağa sürünür,&lt;br /&gt;
          Kışın karlara bürünür&lt;br /&gt;
          Orman ne güzel, ne güzel,&lt;br /&gt;
          Aman ne güzel, ne güzel !&lt;br /&gt;
Ormanda kuşlar, böcekler,&lt;br /&gt;
Yavru ceylanlar emekler,&lt;br /&gt;
Açar yedi renk çiçekler,&lt;br /&gt;
Orman ne büyük, ne büyük,&lt;br /&gt;
Aman ne büyük, ne büyük !&lt;br /&gt;
          Çamın, yaprağı dökülmez,&lt;br /&gt;
          Gürgenin kolu bükülmez,&lt;br /&gt;
          Ağaç dibinden sökülmez.&lt;br /&gt;
          Orman ne canlı, ne canlı,&lt;br /&gt;
            Aman ne canlı, ne canlı !&lt;br /&gt;
İzin vermeyiz kırmana, &lt;br /&gt;
Dayanamayız vurmana,&lt;br /&gt;
Baltayı sokma ormana,&lt;br /&gt;
Orman ne mutlu, ne mutlu,&lt;br /&gt;
Aman ne mutlu, ne mutlu !&lt;br /&gt;
          Git, git sona varamazsın,&lt;br /&gt;
          Kuşak olsan saramazsın,&lt;br /&gt;
          Dalını koparamazsın,&lt;br /&gt;
          Orman ne sonsuz, ne sonsuz,&lt;br /&gt;
          Aman ne sonsuz, ne sonsuz !&lt;br /&gt;
İlhami Bekir TEZ	ORMAN&lt;br /&gt;
Gölgesi serindir, havası taze, &lt;br /&gt;
Yeşil yaprakları zümrüt yelpaze. &lt;br /&gt;
Yazın ortasında istersen bahar. &lt;br /&gt;
Bir gün ormanda kal aksama kadar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tertemiz bir hava dolar içine. &lt;br /&gt;
Her yer ne hoş kokar: çiçek, reçine. Cıvıldaşır türlü kuşlar bir yanda &lt;br /&gt;
Buz gibi kaynaklar var ormanda.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ağaçlar uğuldar, estikçe rüzgar. Gönlümüze hayat verir ormanlar... Ormandır dağlara zümrüt bir örtü, Ormandır kırların en güzel süsü!...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Orman güzellik ve zenginlik demek, Ormanları sevmek, korumak gerek. Ormansız memleket çöldür, çoraktır, &lt;br /&gt;
Orman bulutlara yeşil konaktır. &lt;br /&gt;
Bulutlar burada gelir oturur, &lt;br /&gt;
Burada boşanır sağanaklı yağmur...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ormandır sulara söyleyen ninni, Ormandır, sulara öz anne gibi. Gölgelikte doğup büyür dereler, &lt;br /&gt;
Yazın suyu, orman korur ve besler...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ormanlar yapraktan bir engin deniz, Burada yıkanır hava tertemiz.&lt;br /&gt;
Orman sağlık, hayat dolu bir kaynak, Herkese bir ödev onu korumak...&lt;br /&gt;
Zeki TUNABOYLU&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İĞDE  AĞACI&lt;br /&gt;
Atatürk, ağaçsız yurt topraklarından &lt;br /&gt;
üzüntü duyardı. Aşağıda onun ağacı &lt;br /&gt;
nasıl sevdiğini belirten bir yazı okuyacaksınız.&lt;br /&gt;
Atatürk tabiatı ve ağacı çok severdi. Ankara&amp;#39;daki Orman Çiftliğini boz topraktan ormanlık haline soktu. Ağaçların dikilişini, tutuşunu, büyüyüşünü adım adım kollardı. Akköprü tarafından Çiftlik&amp;#39;e giden yolun etrafındaki boş topraklar meyvelik olmuştu. Bir gün bu meyvelikten geçerken birdenbire şoförüne :&lt;br /&gt;
&amp;amp;#8212; Dur dedi.&lt;br /&gt;
Arabadan inerek orada bulunanlara :&lt;br /&gt;
&amp;amp;#8212; Burada bir iğde ağacı vardı, ne oldu? diye sordu. Kimse iğde ağacını bilmiyordu. Atatürk&amp;#39;ün biraz önceki neşesi kalmamıştı. Çünkü Çiftlik&amp;#39;in ilk çorak günlerinin yeşilliği sökülüp atılmıştı. Yol&lt;br /&gt;
boyunca hep iğde ağacını aradı.&lt;br /&gt;
&amp;amp;#8212; İğde, yaşlanmış ve çelimsiz bir ağaçtı. Fakat yaşıyordu. Baharda güzel kokular veriyordu, diye sızlandı.&lt;br /&gt;
Atatürk, İstanbul&amp;#39;daki büyük ağaçtan gördükçe :&lt;br /&gt;
&amp;amp;#8212; Bunlar da güzel ama, ben yapraklarının ve dallarının her yıl ne kadar büyüdüğünü gördüğüm ağaçlarımı seviyorum, derdi.&lt;br /&gt;
Vatanı yeşil ve bayındır görmek için çok çalıştı. Yalova&amp;#39;yı, Florya&amp;#39;yı o değerlendirmişti. Bursa&amp;#39;yı bir kaplıca şehri yapmak için uğraşıp durmuştu. Planlı Ankara onun fikri idi.&lt;br /&gt;
Çankaya&amp;#39;daki bahçesini yapan memur şu fıkrayı anlatmıştı.&lt;br /&gt;
Bahçeyi dolaşıyorduk. Çok ihtiyar ve geniş bir ağaç Atatürk&amp;#39;ün geçeceği yolu kapıyordu. Ağacın bir yanı havuz, bir yanı dik bir yokuştu. Atatürk ağaca yaslanarak güçlükle karşı tarafa geçti. Atıldım,&lt;br /&gt;
&amp;amp;#8212;	Emrederseniz hemen keseyim, efendim, dedim. &lt;br /&gt;
Yüzüme baktı:&lt;br /&gt;
&amp;amp;#8212;	Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin? dedi.&lt;br /&gt;
Falih Rıfkı ATAY (Babamız Atatürk)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
GÜZEL SÖZLER&lt;br /&gt;
	Ormansız yurt vatan değildir.&lt;br /&gt;
	Ormanlar ulusal servettir.&lt;br /&gt;
	Orman yurdun hem süsü, hem gücüdür&amp;amp;#8226;	Yaş kesen baş keser.&lt;br /&gt;
	Bakarsan bağ olur, bakmazsan [/size]dağ olur.</description>

	</item>

<item>

	<title> [ Mart ]</title>

	<link>http://www.ogretmenindunyasi.com/forum/viewthread.php?forum_id=63&amp;thread_id=1289</link>

	<description>[size=12][b][size=16]ÇANAKKALE ZAFERİ (Kahramanlık Günü )&lt;br /&gt;
( 18 Mart )[/size][/b]&lt;br /&gt;
Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir.&lt;br /&gt;
Çanakkale Boğazı&amp;#39;nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul&amp;#39;a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemidir.&lt;br /&gt;
1914 yılında I. Dünya Savaşı&amp;#39;nın başlamasıyla İtilaf devletleri bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar. Bu inançla İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta Bozcaada&amp;#39;dan Boğaz&amp;#39;ın ağzına doğru yaklaştılar. Buradan istihkamlarımıza doğru ateş açtılar, İngilizler Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını, Fransızlar da Anadolu yakasında Kumkale ve Orhaniye tabyalarını havantopu ile dövdüler. Cephaneliğimize isabet eden top mermisiyle on bir ton barut havaya uçtu, subay ve erlerimiz şehit düştü, İngiliz Donanma Komutanı Amiral Carden Çanakkale önlerinde gösteriler yaptı, düşman denizaltıları boğazı geçmeye kalktılar.&lt;br /&gt;
24 Kasım 1914 günü bir Fransız denizaltısı Boğaz sularında görüldü. bu denizaltıyı gören topçularımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladı. 2 Aralık günü İngiliz denizaltısı da bir deneme yaptı. Derinden engelleri aşarak Boğaz&amp;#39;a girdi. Yediyüzelli metre ilerde bulunan Mesudiye zırhlısına torpil atarak bu gemimizi batırdı. Zırhlımızda bulunan subaylardan on&amp;#39;u ve erlerimizden yirmi dördü şehit düştü.&lt;br /&gt;
19 Şubat 1915 günü düşman savaş gemileri öğleye kadar uzun menzilli bir bombardımana girişti. Boğaz&amp;#39;a iyice sokuldular. Tabyalarımız akşama doğru düşman savaş gemilerine karşılık verdi. Ertuğrul ve Orhaniye tabyalarından atılan ateş karşısında düşman oldukça bocaladı.&lt;br /&gt;
İtilaf devletleri gemileri diledikleri gibi ilerleyemiyor, amaçlarına ulaşamıyordu. Lodos fırtınasını başarısızlıklarının nedeni olarak görüyorlardı. Havalar düzelince yeni saldırılar düzenlendi. Yine sonuç alınamayınca düşman gemilerine komuta eden Amiral Carden görevden alındı. Yerine 17 Mart 1915 günü Robeck atandı. Yeni komutan 18 Mart 1915 günü donanmayla Boğaz&amp;#39;a saldıracağını, yakında İstanbul&amp;#39;da olacağını Londra&amp;#39;ya bildirdi.&lt;br /&gt;
Bu arada Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Çobanlı 17/18 Mart gecesi boğaz&amp;#39;a mayın hattı döşenmesi emrini verdi. Aldığı emir gereği Binbaşı Nazmi Bey Nusret Mayın gemisi ile o gece yirmi altı mayın, Boğaz&amp;#39;a on birinci hat olarak döşendi. Boğaz&amp;#39;daki mayın sayısı on bir hat olarak 400&amp;#39;ü aşmıştı.&lt;br /&gt;
18 Mart 1915&lt;br /&gt;
İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan, o dönemin en büyük deniz gücü, üç filo olarak sabahleyin Çanakkale Boğazı&amp;#39;na girdi.&lt;br /&gt;
Bu donanmanın ilk grubunu oluşturan filoda, İngilizlerin Queen Elizabeth zırhlısı ile İnflexible, Lord Nelson ve Agamemnon savaş gemileri bulunuyordu.&lt;br /&gt;
İkinci grupta İngiliz Kalyon Kaptanı komutasında Ocean, İrresistible, Wengeance Majestic gibi savaş gemileri yer almıştı. Üçüncü filo ise Prince, Bouvet, Suffren gibi Fransız savaş gemilerinden oluşuyordu.&lt;br /&gt;
İngilizler ve Fransızlar zayıf Türk savunmasını kolayca susturarak Boğaz&amp;#39;ı kolayca geçebileceklerim umuyorlardı. Bu umut ve güvenle 18 Mart 1915 günü düşman savaş gemileri şiddetli bir ateşe başladılar. Rumeli Mecidiyesiyle merkez bataryaları şiddetli bir ateşe tutuldu. Boğazdaki düşman gemileri Hamidiye istihkamlarına yüklendi. Bunu gören Dardanos bataryaları ateşi üzerlerine çekmeye çalıştı. Az sonra, tüm gemiler, Dardanos&amp;#39;a saldırdı. Dardanos tabyamız saldırılara şiddetle karşı koydu. Bu arada Mesudiye tabyası da ateşe başlamıştı. Mesudiye üzerine ateş açılınca Hamidiye onun yardımına koştu. Bu arada kıyı bataryalarımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladılar. Bunalan düşman kaçmak isterken topçu atışlarıyla karşılaşıyordu. Düşman gemilerine göz açtırılmıyordu. Karşılıklı bu korkunç bombardıman bir saat kadar sürdü. Bu karşılıklı bombardımanı bir yabancı yazar şöyle anlatıyor:&lt;br /&gt;
«insan manzarayı gözlerinin önünde canlandırabilir. Kaleler, toz duman bulutları içinde kaybolmuşlarda Yıkıntıların arasından arada bir alevler yükseliyordu. Gemiler, çevrelerinde fışkıran sayısız su sütunları arasında yavaş yavaş hareket ediyorlar, bazen duman ve serpintiler arasında iyice görünmez oluyorlardı. Tepelerden ateş eden havan toplarının alevleri görülüyor, ağır toplar yer sarsıntıları gibi gümbürdüyordu.»&lt;br /&gt;
Bombardıman sırasında Türk tabya ve bataryaları büyük zarar görmüştü. Amiral Robeck Fransız gemilerini geri çekerek İngiliz savaş gemilerini ileri sürdü. Tam bu sırada müthiş patlamalar oldu. Bouvet ve Suffren savaş gemileri mayına çarparak sarsıldılar, manevra kabiliyetini kaybettiler. Bir gece önce Nusret mayın gemisinin döşediği mayınlar görevlerini yapmışlardı. Boğazın berrak sulan üzerinde bir dev gibi yatan Bouvet ve Suffren&amp;#39;e tarihi Hamidiye bataryamızın keskin nişancıları ateş açtılar. Çanakkale Geçilmez kitabının yazarı Alan Moorehead olayı şöyle anlatıyor.&lt;br /&gt;
«Saat 13.45&amp;#39;de Suffren&amp;#39;in az gerisindeki Bouvet müthiş bir patlamayla sarsıldı. Güverteden göğe kesif bir duman yükseldi. Gittikçe hızlanarak yana yattı, devrilip gözden kayboldu. Olayı görenlerden birinin ifadesine göre «Bir tabak, suda nasıl kayıp giderse o da öylece kayıp gitti.»&lt;br /&gt;
Türk tabyaları, Boğaz&amp;#39;ı geçmeye çalışan düşman gemilerine durmadan ateş ettiler. Bu arada düşman Boğazdaki mayınları temizlemek için mayın tarayıcılarını boğaza soktu. Tabyalarımız mayın tarayıcılarına ateş açtılar. Açılan ateş yağmur gibi yağmaya başlayınca düşmanlar panik içinde kaçtılar. Bu arada düşman savaş gemilerinden İnflexible, İrressitible büyük hasar gördü. Batanlar oldu. Daha sonra Queen Elisabeth ve Agamemnon yaralandı. İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı&amp;#39;nı denizden aşamadılar. Büyük kayıplar vererek : Çanakkale Boğazı&amp;#39;nın geçilemeyeceğini öğrendiler.&lt;br /&gt;
İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı&amp;#39;nın savaş gemileri ile aşamayınca bu kez çıkarma yapmayı planladılar. Artık Çanakkale kara savaşları başlıyordu. Kara savaşında düşmanın nereden çıkarma yapabileceği tartışıldı. Mustafa Kemal Kabatepe ve Seddülbahir&amp;#39;den, Alman komutan Von Sanders ise Bolayır ve Anadolu yakasından çıkarma yapılabileceği görüşündeydi. Alman komutanı Von Sanders&amp;#39;in görüşü ağır bastı, ve askerler o yöreye yerleştirildi.&lt;br /&gt;
Düşman güçleri 25 Nisan 1918 sabahı Mustafa Kemal&amp;#39;in düşündüğü noktadan saldırdı. 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Kocaçimen&amp;#39;de Conkbayır&amp;#39;da, savaştı. Cephanesi biten askerlere :&lt;br /&gt;
&amp;amp;#8212; Süngü tak emrini verdi. Daha sonra ;&lt;br /&gt;
&amp;amp;#8212; «Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir» dedi. Tarihin bu en büyük siper savaşı başlamıştı. Siperler arası uzaklık sekiz on metre kadardı. Türk siperlerinden hiçbir asker ayrılmıyordu. Şehit düşenlerin yeri hemen dolduruluyordu. Her adım başına bir mermi düşüyor; toprak adeta tüterek kaynıyordu. Düşman dalgalar halinde Conkbayır&amp;#39;a doğru ilerliyordu. Bu arada Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığına atandı. Anafartalar Savaşı&amp;#39;nda düşmanın attığı şarapnel misketi Mustafa Kemal&amp;#39;in göğsüne isabet etti. Ancak cebindeki saate çarptığından bir şey olmadı.&lt;br /&gt;
Kısa sürede Türk ordusu her yerde büyük başarılar kazandı. Düşman şaşkına döndü, bozguna uğradı.&lt;br /&gt;
Çanakkale kara savaşlarının en önemli cepheleri; Kumkale, Beşike, Bolayır, Seddülbahir, Anbumu, Kabatepe, Conkbayırı ve Anafartalar&amp;#39;dır. 19 - 20 Aralıkta Anafartalar ve Arıburnu cephesi, 8-9 Ocak&amp;#39;ta Seddülbahir düşmanlar tarafından boşaltıldı. Böylece 1915 baharında parlak umutlarla karaya ayak basan birleşik düşman ordusu 1916 kışında bozguna uğrayarak çekip gitti.&lt;br /&gt;
Çanakkale savaşlarında 250 binin üzerinde askerimiz şehit düştü. Düşman kayıpları ise bu rakamın üstündedir.&lt;br /&gt;
Çanakkale savaşlarının unutulmaz kahramanı, Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal&amp;#39;in başarısı ilerde başlayacak Ulusal Kurtuluş Savaşı&amp;#39;mızın kaynağı oldu.&lt;br /&gt;
Bağımsızlığımızı savunmak, yurt topraklarımızı korumak için yapılan savaşlar kutsaldır. Çanakkale, Ulusal Kurtuluş Savaşımız kutsal destan savaşlara birer örnektir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ&lt;br /&gt;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin &lt;br /&gt;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin. &lt;br /&gt;
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer, &lt;br /&gt;
O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak. &lt;br /&gt;
Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak &lt;br /&gt;
Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, &lt;br /&gt;
Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker &lt;br /&gt;
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer. &lt;br /&gt;
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? &lt;br /&gt;
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.&lt;br /&gt;
M.AkifERSOY&lt;br /&gt;
	ÇANAKKALE DESTANI&lt;br /&gt;
	Yıl 1915&lt;br /&gt;
18&amp;#39;indeyiz Martın. &lt;br /&gt;
Kendine gel biraz!&lt;br /&gt;
Pek tekin değildi Çanakkale&amp;#39;nin suyu, &lt;br /&gt;
Geçilmez bu boğaz... &lt;br /&gt;
Geçilmez bu boğaz... &lt;br /&gt;
Bizi&lt;br /&gt;
Ne topun yıldırır, &lt;br /&gt;
Ne kurşunun. &lt;br /&gt;
Çünkü artık &lt;br /&gt;
Başladı cengimiz.&lt;br /&gt;
Er meydanında bulunmaz dengimiz... &lt;br /&gt;
Sen misin Mustafa Kemal&amp;#39;im ileri diyen? &lt;br /&gt;
İşte fırladık siperden. &lt;br /&gt;
Sırtına yüklenmiş kahraman &lt;br /&gt;
Seyit 276 kiloluk mermiyi, &lt;br /&gt;
Koşuyor bataryasına ateşler içinden. &lt;br /&gt;
Bu mermi denizlere gömecek Elizabet&amp;#39;i Buvet&amp;#39;i...&lt;br /&gt;
Yanıyor bugün Anafartalar yanıyor, &lt;br /&gt;
Denizler yanıyor, &lt;br /&gt;
Dağlar yanıyor. &lt;br /&gt;
Zafer bizimdir artık &lt;br /&gt;
Düşman zırhlıları batıyor... &lt;br /&gt;
Türk&amp;#39;üm,&lt;br /&gt;
Muzaffer olarak doğmuşuz bir kere. &lt;br /&gt;
Bir karış toprak uğruna Kimimiz şehit oluruz. &lt;br /&gt;
Kimimiz gazi. &lt;br /&gt;
Hiç değişmez bu yazı. &lt;br /&gt;
Dünyada her yer geçilir belki &lt;br /&gt;
Lâkin geçilmez Çanakkale Boğazı..&lt;br /&gt;
Fahri ERSAVAŞ&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
BİR YOLCUYA	&lt;br /&gt;
Dur yolcu! bilmeden gelip bastığın &lt;br /&gt;
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir. &lt;br /&gt;
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın &lt;br /&gt;
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda &lt;br /&gt;
Gördüğün bu tümsek, Anadolu&amp;#39;nda &lt;br /&gt;
İstiklal uğrunda, namus yolunda &lt;br /&gt;
Can veren Mehmet&amp;#39;in yattığı yerdir.&lt;br /&gt;
	Bu tümsek, koparken büyük zelzele, &lt;br /&gt;
Son vatan parçası geçerken ele, &lt;br /&gt;
Mehmed&amp;#39;in düşmanı boğduğu sele &lt;br /&gt;
Mübarek kanının akıttığı yerdir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti &lt;br /&gt;
Yaptığı bu tümsek, amansız çetin &lt;br /&gt;
Bir harbin sonunda bütün milletin&lt;br /&gt;
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.&lt;br /&gt;
Necmettin Halil ONAN	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
GÜZEL SÖZLER&lt;br /&gt;
	Zafer, «zafer benimdir» diyebilenindir.&lt;br /&gt;
	Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.&lt;br /&gt;
	Zaferin büyüklüğü, savaşın çetinliği ile ölçülür.&lt;br /&gt;
	Zafer, barışın en kısa yoludur.[/size]</description>

	</item>

</channel>
	</rss>